Eğitimde bir ince çizgi ve üç nokta

Bu yazı Denemeler kategorisine 11.07.2010 Tarihinde Eklendi, 1155 Kez Okundu.

Her öğrenci kopya çeker ve çekmiştir. Bu nerden aklıma geldi bilmiyorum ama itiraf edeyim bende kopya çektim. Hemde çokca :) Gururmu duyuyorum diye soracak olursanız hem evet hem hayır. Çünkü inanılmaz şekillerde kopya çektiğim için bunu ayrı bir yetenek olarak görüyorum fakat kopya çekmenin eğitim hayatına hiç bir faydası olmadığı için de bunun yanlış olduğunu biliyorum. Peki niye kopya çektim? Sadece 1-2 ders yüzünden 1 sene daha okumayı göze almadığım için çektim. Bu noktada da işte eğitim sisteminin yanlış olduğunu düşünüyorum.

Üniversite de mesela doğru olan, bir üst sınıfa geçmeniz ve kaldığınız alt sınıfda ki derslerinizi verebilecek şekilde öğrenim hayatınıza devam etmenizdir. Fakat lise de bu böyle mi? Değil, tabii bütünleme sınavlarında geçemediyseniz... Ben lise 1 de tekrar gördüm çünkü geçmek için veremediğim 3 tane dersim vardı. Biraz haylazdım tabii o zamanlarda. Birde ben eğitim görüşlü değilim. Niye üniversite okudun o zaman diyecek olursanız, bilmelisiniz ki yaptığım meslekten ve yapabileceğim meslekten çok uzak bir bölüm okudum. Halkla ilişkiler..

Eğitim görüşlü değilim demiştim, bunu biraz açalım da yanlış anlaşılmalar olmasın. Okumak güzeldir, bilgilenmek, eğitim cehaletin en büyük ilacıdır. Açıkcası okumamış bir toplumdansa okumuş bir toplum herkes için faydalıdır. Benim görüşüm ise bütün bunlardan uzak aslında. Şöyle ki, toplumumuzda üniversite okumak, bitirmek bir çizgi olarak gözüküyor. Nasıl ki evlenmek isteyenler için askerlik bir çizgiyse, hayat içinde üniversite böyle. Açık konuşayım, ne kazmalar gördüm üniversite okumuş bitirmiş ama hala kazma hala balta.. Balta da alabildikleri en son şekil. Kusura bakmasın kimse ama okul okumak insanı insan yapmıyor. Biraz içinde olacak bazı şeyler. Mesela çok sevdiğim bir arkadaşım var, kendisi ilk okul mezunu fakat program yazıyor. Gayet güzel firmalarda da çalıştı kendisi. Hayata bakış tarzı biraz rahat ama okuma yazmasından başka hiç bir eğitim bilgisi olmayan arkadaşım, bugün ODTU´den tutunda Boğaziçine kadar bütün üniversitelerin ilgili alanından mezun olmuş kişinin bilgisini rahat bir şekilde yirmiye katlayacak kapasitede olduğuna iddiaye girerim. Kendini geliştirmek çok önemli. Eğer insan kendine birşeyler katabiliyorsa, bu eminim ki üniversite okumaktan çok daha iyi.

Ben kendi şirketimin patronu olsaydım kesinlikle üniversite mezunu kişileri işe almazdım. Çünkü o diplomaya öyle güvenen bir egoları var ki, kendilerini herşeyi bilirim, herşeyi yapabilirim havalarında görüyorlar. Bana ve benim işime o adamdan fayda gelmez. Hepsi böyle diye konuşmuyorum fakat geneli böyle. Bu oran azımsanmayacak kadar büyük.

Çalıştığım farklı şirketlerde de bunun örneklerini gördüm. Hatta mülakatlarda o kadar komik anlar yaşadım ki, hepsini toplasam "Üniversite, güldürsede" adlı bir kitap bile çıkartabilirim.

- Merhaba, yazılım bilginiz nasıl
- Güzel
- ? Güzel, peki hangi dilleri biliyorsunuz ?
- Valla Boğaziçi mezunuyum. Pascal maskal, vebe si falan öğrendik yani
- Güzelmiş paskal maskal varsa sizde aradığımız kişi olabilirsiniz. Referans görebilirmiyiz neler yazdınız?
- Valla ilk iş deneyimim olcak işte o yüzden bişey yapmadım.
- Bugüne kadar hiç birşey yazmadınız mı programlama diliyle ?
- Yooo işte siz bana söyleyeceksiniz ben yazıcam
- Oldu çok teşekkür ederiz. Biz size yazıcaz...

Böyle garip diyaloglar da yaşamadım değil hani. Anahtara bakarmısınız, Boğaziçi mezunuyum. Bende hayat üniversitesi mezunuyum. Programlama yapacak bir iş arıyorsun fakat bugüne kadar hiç bir şey yapmamışsın. En azından çaba göster be adam..

Bir diğer mülakat görüşmesinden geçenleri aktarayım;

- Merhaba, kendinizi kısaca anlatırmsınız?
- asp, php program yazıyorum, web sitesi yapmayı seviyorum.
- Pekala ne mezunusunuz?
- ilkokul mezunuyum, sonrasında okumadım.
- Neler yaptınız bugüne kadar? Daha önce hiç çalıştınız mı?
- Daha önce free çalıştım yani dışardan iş kovaladım. şu şu şu ve bu siteleri yaptım. Bir kaçtane de kendi projem var bunlar şunlar falan.
- İlginçmiş, kendiniz mi öğrendiniz bütün bunları yapmayı yoksa kursa falan mı gittiniz?
- Kendim öğrendim kurcalayarak boza çöze öğrendim.
- Peki hayırlı olsun başlayalın.

Bu da yaşanmış bir diyalog. Kendine güveni var, okumamış fakat kendi eğitimini kendi tamamlamış. Bir kağıt parçasının arkasına gizlenmiyor. Siz karar verin hangsini seçerdiniz? Tabii yine açıklamak zorundayım, ben bu sektörün içinde olduğum için böyle bir örnek verdim. Başka sektörler de bu buşekilde değildir. Mesela bir pilot yada doktor kendi eğitimini yapmış olsa değil işe almak doktor bile denmez :) Düşünsenize,

-Ne mezunusuz efendim?
- Hayat üniversitesi,
- Peki daha önce neler yaptınız?
- Valla bir kaç eşşek ameliyat ettim, birde attan, kediye beyin transferi yapmışlığım var. Bakın cv de allta yazıyor.
- Teşekkürler, hanım çağırıyordu beni ben kaçtım..

Sonuç belli :) Eğitim tabiki de şart ama bizim sektör için, teknoloji sektörü için önce kendi eğitimini kendin vermelisin. Çünkü bizim sektörde her gün yeni şeyler var fakat, -malesef ki- eğitim sistemimiz müfredatında hala "iz topu nedir", "imleç", "1.44inc disket" konularına yer verirken, biz bugün kilometrelerce öteye kablosuz dosya transferi yapıyoruz, oturduğunuz yerden alışveriş yapmanızı sağlıyoruz.. Benim "eğitimim"de iz topunda kalmış.. MEB kusura bakmasın ama yıl 2010! Artık beyin gücüyle mouse hareket ettiriliyor....

Nerden nereye atladık değil mi, kopya ile başladık, eğitim sistemine bir dokundurduk ordan iş ve işçi ilişkisine çizgi çektik. Dikkat ederseniz hepsi birbiriyle ilişkili. Benim için hepsi deneyimlerle sabit. O yüzden üniversitenin benim için, benim sektörüm için bir katkısı olmadığına inanıyorum.

Keza ilk okul eğitimlerine bakarsak da öyle. Halen kurbağanın sindirim sistemini inceliyorlar. Fakat benim ilk okulda bunu öğrendiğim sene yine haberlerde doğada 154 çeşit yeni canlı türü bulundu haberleri geziyordu. Bulun birtanesini de getirin onu inceleyelim. O günden bugüne 1 milyon çeşit daha canlı türü bulunmuştur ama sorun öğrencilere yine aynı şeyi görecekler.

Birde seçemli ders zımbırtısı var ki onu hiç sormayın. Seçmediğimiz birşeyi dayatıp okuttular sonra adı seçmeli ders. Kim seçtiyse benim yerime Allah belasını versin. Kadın gibi el işi dersine girdim halı ördüm, patik ördüm onun yüzünden..

Yine konu dağılmadan inceden bir çizgi çekelim, dediğim gibi bazı sektörlerde, aslında her sektörde sadece okumuş olmak, diplomayla övünmek işe alınmak için neden olmamalı. Yine bir örnek vereceğim hemen, hepinzin bildiği TTNet adlı firmanın teknik destek ekibine bakın. Ne biliyor? Sistem mühendisleri ne biliyor? Sene 2004 telefonda bana splinter ustayı soruyor?? çıkarıp takmışmıyım diye.. Dedim kusura bakma abi rafael ile mikelanjelo splinter ustayı rahat bırakmamı söyledi... Daha öteye gidelim sene 2010, işyerim paketi alan müşterime domain vermişler, DNS değişikliği yapılacak, aradım derdimi anlattım bana ne dese beğenirsiniz? "Modemi açıp kapatınız ?"  Ben de direkt telefonu kapattım.

Sistemleri açık kaynıyor, adsl kesiliyor millet kesik adsl den internete giriyor. Bu mudur sistem mühendislerinin yaptıkları? Kusura bakmayın ama bu adamlar üniversite okuyup mühendis title´ni almışlarsa bende Master Engineer derecesini hak ediyorum. Çünkü onların kapatamadıkları açıkları kapatabiliyorum üstelik kapattıklarını sandıklarını da açabiliyorum ve benim kapattıklarımı onlar açamıyor. Ama onların diploması boğaziçi, odtu :) Ulen o adamın bitirme tezini kim yaptı? Sakın yanlış anlamayın veryansın etmiyorum, çünkü bana süper okuma fırsatı sundu ailem. İster dershaneye git ekstra bilgini kazan, git istediğin üniversiteye gir yada geç sınavı özel üniversiteden oku dediler. Ben liseyi bitirdiğimde iş hayatını seçtim, kendim öğrenebileceğimi söyledim. Üniversiteyi de açıktan okudum. Hala daha okuyorum. Bu benim tercihim. Aman konu iyice karıştı değil mi, eşeledikçe kurcalanıyor. Sadece söylemek istediğim şey şu, özellikle üniversite mezunu değil diye işe almamayı tercih eden patronlara; "Üniversite okumamışsa da, kendini geliştirmiş insan, üniversite okumuş insandan çok daha fazlasını yapabilir. Bunu görebilirsiniz, sadece bu kadar kapalı olmayın.. Bu kişilere fırsat verin."

diyorum ve hemen ortamdan uzaklaşıyorum.

PS: Sürçü lisan ettiysek affola.

Etiketler:kopya çekme, kopya yöntemleri, öğrenci, okulda kopya, derste kopya, sınavta kopya, hayat, hayata dair, iş, iş hayatı, sosyal hayat, cv, eğitim sistemi, eğitim, yanlış sistem, eski tüzük, yenilikler, teknoloji, sektör, başarı öyküsü, iş öyküsü, mülakat öyküsü,