Dün benim doğduğum gündü. Aslında 24 temmuz 18:36 itibariyle dünyaya gözlerini açmış birisi olarak ilk defa bütün günümü kutlamayla geçirdim diyebilirim. Tabii öyle bildiğiniz partiler, atlamalar, zıplamalar değildi. Saat 21:00 gibi önce Burak ve Tolgayı alıp Çengelköy´e indik. Zaten mekan belli, Mostar Cafe. Yerimiz ayrılmıştı hemen kurulduk. Mustafa bizden önce gelmişti tabii. Bir saat içinde ekip tamamlandı. Ufuk, Recep, Mehmet ve Muhittin de gelince pastamız kesilmiş bir şekilde geldi. Klasik pasta yeme partisi diyelim biz buna :) Daha sonra aramıza Ali ve Süha da katıldı. Eğlenceli bir muhabbet döndü. Açıkcası kalabalık buluşmalarda ve büyük masalar muhabbet bölünür bilirsiniz. Bizim masada muhabbet bölünmeden gayet güzel devam etti. Hatta sabaha karşı 04:30 sularında eve zor attık kendimizi.

Muhabbet koyuydu dedim ya, vatanı da kurtardık, sosyal mecrayı da eleştirdik. Eskileri de andık, geleceğe planlar da yaptık. Oldukça eğlenceli geçen bir gün oldu.
Tolga´nın başlattığı Holly Dolly üç harfli hikayeler ile mostarda ki gecenin sonuna geldik. Daha sonra Mehmet ve Muhittin´nin aramızdan ayrılmasından sonra gece 01:45 sularında midye dolmalarımızı alarak Kuleli sahile doğru yol aldık.
Gece o saatte ilk defa polisler gelipde bizlere kimlik sorgulamadı. Şaşırdım doğrusu. Burada yaklaşık bir yarım saatlik midye dolması keyfi yaptıktan sonra gece 04:30 a kadar güzel sohbetler yaptık. Valla saatin o kadar hızlı geçtiğini anlamadık bile. Bütün sahil bize kalınca tabii geyiğinde muhabbetinde kralı döndü. Bi ara Tolga sanat konuşturmaya çalıştı ve inanın fotografçılık sanatının ne kadar zor bir icraat olduğunu hem öğrendi hemde öğretti.
Söylemeden geçemiyeceğim, çektiği fotograflar ile İstanbul´a bir kez daha aşık olabilirisniz.

Dün gece söyledim şimdi tekrar söylüyorum; İstanbul´da yaşamaktan ne kadar söylensek de, İstanbul bizi sinir hastası ettiği gibi dinlendirmesini de biliyor, tüm sıkıntılarımızı almasınıda...
İyiki Doğdum











