Çalışan Neden Kaybedilir?

Süleyman Özal tarafından paylaşılmış bir yazıydı. Çalışan Neden Kaybedilir, gerçekten ince noktalara değinilmiş. İş verenlerin mutlaka okuması gereken bir yazı olduğunu düşünüyorum. Eski bir çalışan ve şimdiyse bir iş veren olarak bu durumları yaşamış ama yaşatmamış olmak için çok çaba sarf ederim. Umarım her iş veren aynı özveriyi gösterir. Çünkü gerçekten iş veren için en önemli şey çalışandır. Ve çalışan neden kaybedilir sorusunun cevabı çok kişisel sebepler ile değiştiştirilebilir. Malesef Türk insanı olarak bu soruyu kendimize sormuyoruz. Sormadığımız gibi bu sorunun varyasyonları ile kendimizi geliştirmiyoruz. Çalışan bir işten uzaklaşmaya başladıysa bunun bir çok sebebi olabilir, belki geçerli sebepler belki geçersiz sebepler ama karşılıklı konuşulmazsa çıkarken iki tarafta kapıyı suratına kapatmış olabilir.

Eski çalışanlarım ile ilgili bunu bir çok kez yaşadım. Özellikle bu durum genelde “maddi kazanç” odaklı oluyor. Bunu aşmanın en güzel yolu tabiki de çalışanın maaşını düzenlemekten geçiyor fakat bir iş veren olarak bazen bu olanağı değerlendirme yada revizelemek zor olabilir. Bu noktada yapılması gereken, eğer çalışan sizin için değerliyse mutlaka onunla konuşmalı, yanlış düşündüklerini düzeltmelisiniz. Bunun bir matematik hesabı var ve bu hesabı iş verene olarak en iyi siz yaparsınız. Devamı hakkındaÇalışan Neden Kaybedilir?

Koyun Gibi Milletiz Vallahi

Siz onu göremezsiniz. yeri ve zamanı geldiğinde o sizi bulur. kah yollarda, oradan oraya aktarmalarda geciken araç yüzünden, kah bankada, veznede, sırada para ödeyecekken gelir ve o sessiz ama gürültüye gebe ortama limon sıkarcasına görevliye akıl verir.
peki kimdir bu adam?

nasıl biridir? ne yer ne içer?

nasıl bir eğitimden geçmiştir ki kamu kurumlarında sinirlenme eşiği hepimizden düşüktür.

Adeta uygun zamanı beklercesine topluma kulak kesilir bu adam. teyzelerden başlar, çünkü bilir ki teyzeler sabırlı insanlar değillerdir, fatura ödeme, sırada bekleme limitlerini çoktan aşmışlar, evde torun sevmekten arta kalan zamanlarında istemeyerek de olsa gelir orada işlerini görürler.

Arkadan bir teyze homurdanmaya başlar, ´zabahınan geldim ocağı tütesice..´ ardından film gibi başka bir teyze ona eşlik eder ve isyanın teyze bölümü başarıyla tamamlanmıştır. şimdi bu farkında bireyin, toplumun nabzını tutan güzide insanın sırası gelmiştir. belki de bu anlı şanlı keşan çocuğu ´motor!!´ sesini duyup sahneye çıkabilmek için bu anı, bu hiçbir tarih kitabında bahsedilmeyen kahramanlığını göstereceği anı beklemektedir. Devamı hakkındaKoyun Gibi Milletiz Vallahi

Hayatta Her Zaman Seçme Şansınız Vardır

Jerry , çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi.Keyfi her zaman yerindeydi.Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu.Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile!
Bu adam,bu halde bile nasıl iyimser olabiliyordu?Birisi nasıl olduğunu sorsa;”Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep… “Bomba gibiyim.”

Jerry bir doğal motivasyoncuydu.Yanında çalışanlardan biri,o gün kötü bir günüdeyse,Jerry yanına koşar,duruma nasıl bakılacağını anlatırdı.

Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni.Bir gün Jerry’ye gittim.”Anlayamıyorum,” dedim. “Nasıl olur da,her zaman,her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun?Nasıl başarıyorsun bunu?”

“Her sabah kaktığımda kendi kendime Jerry bugün iki seçimin var avan ya iyi olacak,ya kötü derim.havamın iyi olmasını seçerim.Kötü bir şer olduğunda gene iki seçimim var:Kurban olmak,ya da ders almak.”

“ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde,gene iki seçimim var:şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek.Ben hayatın olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.”

“Yok yahu”,diye karşı çıktım.”Bu kadar kolay yani?” Devamı hakkındaHayatta Her Zaman Seçme Şansınız Vardır

Ateşi Yaşayan 4 Kelebek

Dört kelebek ateşin gerçek sırrına ulaşmaya karar verirler.

İlk kelebek uzağından geçip gelir ve şöyle der: “Ateş aydınlatan bir şeydir”; Bu da gerçeği anlatmak için eksiktir.

İkinci kelebek ateşe iyice yaklaşıp döner ve şöyle der: “Ateş ısıtan bir şeydir”; Bu da gerçeği anlatmak için eksiktir.

Üçüncü kelebek ateşe iyice yaklaşır, alevler kanatlarına değer geçer ve döndüğünde ; “ışte ateşin gerçek bilgisi” der, “ateş yakıcı bir şeydir”; Devamı hakkındaAteşi Yaşayan 4 Kelebek

Baba Bana Bir Saatini Ayırır Mısın ?

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş. Çocuk babasına:
– Baba Bana Zaman Ayır, 1 saatte ne kadar para kazanıyorsun diye sormuş.Zaten yorgun gelen adam: – Bu senin işin değil diye yanıtlamış. Bunun üzerine çocuk:
– Babacığım lütfen bilmek istiyorum diye yanıt vermiş. Adam:
– İllaki bilmek istiyorsan 20 dolar diye yanıt vermiş. Bunun üzerine çocuk:
– Peki bana 10 dolar borç verir misin diye sormuş. Adam iyice sinirlenip:
– Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi derhal odana git ve kapını ka-pat demiş. Devamı hakkındaBaba Bana Bir Saatini Ayırır Mısın ?

İşte İnsanoğlundan Daha Değerli Olduğumuzun Ufak Bir Örneği

İşte insanoğlundan daha değerli olduğunuzun ufak bir örneği. Gerçekten de hayvan dediğiniz o dostlar bence insandan daha vefalı daha değerli…. Halbuki ne kadar çok kızarız birisi bir başka insanı köpek gibi sevdiğinde. Halbuki ne kadar güzel, çünkü o köpek dediğiniz dostlarımızın insandan sadece biraz eksik yönleri olmasına rağmen, bizlerden çok daha fazla sevgi, itimat, sadakat ve güvene sahipler.
Hayvan sevmek doğayı sevmektir derler. Bana kalırsa hayvan sevgisi, insanı insan yapan en büyük değerlerden birisi.

Bir köpek, insanın en iyi dostu olabilir. Bırakıp gitmez dostun olduğu sürece. Gidiyorsa zaten dost olamamışsındır. Seni her zaman dinler, üstelik fikir veremesede mutlaka yanında olduğunu belli eder. Seni özler, yanına gelemesede üzülür, burnu kurur, uyuklamaya ve zamanın biran önce geçmesi için çabalar, yanında olmak ister. Üstelik hiç sıkılmaz. Git dersin gider, gel dersin gelir.

Dinlemesini öğretirsen sözünden asla çıkmaz. Terliğini de getirir kumandayı da. Üstelik hiç söylenmez. Çok değerli bir kol saati yada bir takı istemez, paraya ihtiyaç duymaz, vereceğin bir parça yemek ve söyleyeceğin iki çift güzel söz ile mutlu olur. Hele ki birazcık sevip okşarsan daha da mutlu olur. Arasıra suyunu çıkartıp boğuşursan senden büyüğü yoktur onun için. Koşulsuz sever işte böyle seni. Devamı hakkındaİşte İnsanoğlundan Daha Değerli Olduğumuzun Ufak Bir Örneği

Aslında Hepimizin İçinde Var Bir İvedik

Düşünüyorsunuz şimdi ivedik ne alaka. Acaba ivediyelik mi diye sormuşta olabilirsiniz kendinize. Aslında bahsettiğim ivedik hepimizin tanıdığı Recep ıvedik. Türk halkı tarafından sevilen, nefret edilen, benimsenen ve dışlanan karakter. Benim tarafımdan sevilen ve benimsenen bir karakter çünkü hiç yabancı değil. Yani şu anda kapı çalsa ve Recep ivedik gelse 40 yıllık dostummuş gibi karşılarım.

Bu yazıyı okurken belki bir çok farklı düşünceleriniz olacak ama 3 serilik filmi izlemeden yorum yapmayın lütfen. Recep ıvedik benim gözümde oldukça samimi bir karakter. Yalan söylemek gibi bir huyu yok. Yaptığı yanlışları maskelemek için çabalamıyor. ıstediği şeyler ise oldukça basit olmasına rağmen sadece elde etmekte zorlanıyor. Çünkü gerçekten kabiliyetsiz ama melek kadar iyi niyetli. Kimseye kötülüğü yok. Aslında hepimizin içinden birer parça Recep ıvedik…

şahan bu karaktere hayat verirken samimi olarak ne düşüncelerle yaptı bilmiyorum ama kendisini tebrik ediyorum. ıvedik karakterini beğenmeyenlerin ise sadece koca bir ön yargı mekanizması olduğunu düşünüyorum. Neden beğennmiyorsunuz? “Küfür ediyor” diyorlar, “çok kaba” diyorlar, “çocuklarımıza kötü örnek oluyor” diyorlar.. Eğer bir metropolda yaşıyorsan ki özellikle bu ıstanbul oluyor, dışarıda Recep ıvedik´ten bin beter karakterler olduğunu unutuyorsunuz derim. Milletin karısına kızına sarkıntılık eden tiplerden mi bahsedeyim, bir dal sigara için kalbinden bıçaklayan tinercilerden mi bahsedeyim? Yada hepsini geçtim küfür konusuna bakalım; bugün delikanlı gibi “ben hiç küfür etmiyorum” diyen varmı? Sanırım yoktur.. Devamı hakkındaAslında Hepimizin İçinde Var Bir İvedik

Evlenen Evlenene, Sona Kalan Dona Kalır

Evlenen evlenene.. Daha dün 15-16 yaşında olduğum günleri hatırlıyorum. Üstelik evlenen arkadaşlarımın da o yaşlarda ki günlerini hatırlıyorum.. Yaşlandım mı yaşlanmadım mı yoksa ben bu serüvenin içinde geçmi kaldım karar veremedim bir türlü. Bundan yıllar önce, daha dün gibi, dertlerimiz bambaşkaydı. Eskiden cebimizde 10 liramız varsa bir plastik top alabilirdik veya bir kutu kola ile […]

Erkek Olmak İyidir

Erkek olmak iyidir. Tabiki de iyidir.. Yani sadece başlıkta belirttiğim gibi, siz hiç “Erkek Hastalıkları Uzmanı” diye bir kavram duydunuz mu? Yok çünkü erkeklerin ne idüğü belirsiz hastalıkları olmaz. Kas ağrısı çeker, sırt ağırısı çeker çok extreme durumlarda prostat olurlar. Bu lafı yıllar önce abimden duymuştum çok hoşuma gitmişti. “Erkek olmak iyidir Sen hiç ´Erkek Hastalıkları Uzmanı´ diye bir kavram duydun mu?” Hakikaten de öyle. Erkek olmak iyidir…

Bununla ilgili geçen gün bir feed açmıştım. Recep de gelip feed içine bir yorum eklemişti. Artık nerden çaldıysa bilmiyorum ama güzel sıralamış erkek olmanın faydalarını: Devamı hakkındaErkek Olmak İyidir

Hayata Dair Eflatun Söylediği

Önce Platon hakkında bir Viki bilgisi ile başlayalım, hayata dair çok önemli bilgileri kimden öğrendiğimizi tanımamız önemlidir: Platon ya da İslam dünyasında Eflatun olarak bilinen, Antik klasik Yunan filozofu, matematikçi ve batı dünyasındaki ilk yüksek öğretim kurumu olan Atina Akademisinin kurucusudur.

Platon’un felsefesini, beş önemli teori içerisinde toplamak mümkündür. Bunlar, “bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum” (Cosmogonie, Cosmogony – Evren’in oluşumunu inceleyen bilim dalı) ve “devlet” ile ilgili kuramlarıdır. Platon, bütün hayatı boyunca hocası Sokrates’den edindiği ilham ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, bütün bu teorileri, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek geliştirmiştir.

Hani herkesin bir hayat felsefesi vardır ya hayata dair, zamanla benim hayat felsefemde oturuyor. Genç yaşta çok şey gördüm, gördükçe de o toz pembe bulutlar dağıldı. İyi de oldu aslında… Eflatun (Platon) ile ilgili bir hikayeye rastladım. Çok doğru söylemiş, “Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır”. İşte hayata dair önemli bir bilgiydi benim için.

Zaman içinde insanlarda olgunlaşıyor. Bende olgunlaşma evreme lise hayatım bittikten sonra başladım. Kendimi iş hayatına adadım, okumak evet güzeldi ama bir şeyler yapmadan gelişemeyeceğimi anladım. Kitaplar dolusu bilgiyi değil, kimsenin bilmediğini bilmek istedim, istediğimi aldıkça insanlara, hayata dair bakış açım değişmeye başladı. Bu süreçte bir çok özlü söz hayatıma girdi ve hemen hemen hepsi çok doğru zamanlarda geldi, kimisi tokat gibi çarptı suratıma, kimisi ilaç gibi geldi zihnime. İşte Eflatun`un hikayesi de yine böyle bir zamanda girdi zihnime ve gerçekten bazı havada kalan taşların oturmasına yardımcı oldu. Eminim ki bu siz okuyanlarda da aynı etkiyi yaratacaktır. Devamı hakkındaHayata Dair Eflatun Söylediği